15 Ağustos 2012 Çarşamba

sözde Ermeni Tiyatrosu:)



oyun oynadım. yok ulan, saklambaç gibi değil. okey ya da pişpirik de değil oğlum... ben bi tiyatro oyununda rol aldım. "45'inden sonra azanı sahne paklarmış" derler. gittim; aklandım, paklandım! pek güzel oldu doğrusu... hem de çok güzel oldu! bunu sadece ben demiyorum, yanlış anlaşılmasın. oyunumuzu seyreden milyonlar söylüyor;) hatta ne yaptım biliyor musunuz? Feriköy Ermeni Okulu'ndan Yetişenler Derneği'nde oynadım bu oyunu! aralarına sızdım. hain emellerini öğrendim. hepsi tiyatroya deli gibi sevdalı! işinde gücünde genç yaşlı bi dolu deliyle, gece gündüz, hafta içi hafta sonu demeden prova yapıldı. dekor yapıldı, afiş yapıldı, broşür yapıldı, davetiyelerin zarflarının üzerine isimler yazıldı... müzik yapıldı, teaser yapıldı oyuna, oyun için minnacık bi film çekildi! izleyenler yarıldı gülmekten... içlerinde tek Ermeni olmayan, yani hem Müslüman, hem de Türk olan bendim. bi de bize yardım eden, izlemeye gelen bi dolu eşim dostum... ha bu arada, onların da bi dolu Ermeni olmayan eşi dostu var bilesiniz. içimize iyice sızmışlar yani! bana çok sıcak davrandılar. onlardanmışım gibi, onlarla aynıymışım gibi davrandılar. ulan, galiba zaten sanırım onlarla aynıydım... onlar da benimle aynıydılar. ajite etmiyorum ama, kelimenin tam anlamıyla yedikleri lokmayı, içtikleri suyu, ceplerindeki son kuruşu paylaştılar benimle... ama ben yemedim! şüpheciliğimden taviz vermedim! dikkatlice izledim olan biteni! evet evet, kesinlikle birlik ve beraberliğimizi bozmak istiyorlar. bu net! sanatı seviyorlar bi kere! hem de tiyatro sanatını... bak bak baaak! bi de diyorlar ki, "bildiğin bilmediğin o kadar çok Ermeni tiyatrocu var ki! hem geçmişte, hem günümüzde..." tiyatro onlardan bize mirastır. yaşam tarzıdır, ekmek gibi, su gibi hayat kaynağımızdır... dernek kurmuşlar. satranç, tavla turnuvaları, sergiler, geziler, piknikler düzenliyorlar... ha bire konser, halk dansları, türküler, kermesler falan filan bi sürü şeylerle uğraşıyorlar! "yok yok, var bu işin içinde bi iş!" dedim ve bi yıla yakın takıldım aralarında. ya kardeşim gerçek niyetlerini gizlemek için beni evlerine mi çağırmadılar. yemekler, kahveler mi ikram etmediler. tatlılar, pastalar, börekler mi yemedim! 45 yıldır burnumun dibinde olan bu insanlarla... 

ulan ne "bu insanlar"ı be! yeter, ironinin gözünü çıkarmadan şu cümleyi baştan kurayım;

45 yıldır burnumun dibinde olan ve benim kör gözümün daha doğrusu kör gönlümün görmediği kardeşlerimle bi sürü şey paylaştım... bu paylaşımlarımdan biri de, onları hem rahatsız eden, hem de acı acı güldüren ve bizim iflah olmaz cehaletimizin kanıtı bi olay var. genç yaşlı çocuk hepsi hayatlarında en az 1 kere bu olayı yaşamışlar. bu gidişle de yaşamaya devam edecekler. çünkü hem öğrenmeyi ve okumayı sevmeyen bi toplumuz. hem de balık hafızalıyız. Allah'tan Yunusları balıktan saymıyorlar, onlar bile bizden çok hevesli öğrenmeye ve bizim kadar çabuk unutmuyorlar:)
diyorlar ki; "bizimle tanışıp, Ermeni olduğumuzu öğrenen bi çok insan ilk olarak buraya nereden geldiniz? sorusunu soruyorlar. şimdi buna hemen cevap vereyim ve sakın bunu unutup aynı çiğliği siz de yeni tanıştığınız bi Ermeni'ye yapmayın. arkadaşlar gerçek şu ki, onlar bi yerlerden gelmedi!
onlar zaten buradaydılar. bizler buraya geldik.
geldik ve kirlendi dünya ayıptır söylemesi...

şimdi hiç tarihe, oraya buraya girmeyeceğim. koca koca tarihçilerin, diplomatların, devlet adamlarının ve hatta devletlerin çözemediği meseleleri ben mi çözeceğim kardeşim..? kaldı ki, bu meselelerin çözülmesini samimi olarak kaç kişi istiyor, kaç kişi istemiyor bilemiyorum... sadece kendi düşüncemi ortaya koyup, ben yaşadığım, hissettiğim o paha biçilmez anılarımı paylaşacağım sizinle...
evet ne diyorduk. buraya geldik ve kirlendi dünya... en hafifinden, onlar-bizler yaptık bilerek ya da bilmeyerek... tıpkı Alevilere, Yahudilere, Kürtlere, Çingenelere, Lazlara, Gürcülere, Trakyalılara, Çorumlulara, İzmirlilere, Bursalılara, Ateistlere, Homoseksüellere... kısacası genele aykırı her kimliğe yaptığımız gibi... genel de kim biliyor musunuz? o dönemdeki iktidar kimse o! o bunu yaptı, öbürü şunu yaptıya da girmeyeceğim. çünkü bi toplumun en güzel kaşınabilen yeri, din, ırk, mezhep ve etnik köken farklılıkları değil midir? gelen giden ve halen oturan bütün iktidarlar bu bölgeyi kaşımış durmuşlar. hem de bu ülkenin aslında bütün bu renkleriyle birlikte kurulduğu gerçeğini hiçe sayarak! neyseeee! bundan gayrısı bu yazının konusu değil. bunu burada kapatıyorum.

evet, ben yaklaşık 8 aylık bi dönemde bu topraklarda benimle beraber ve hatta benden çok daha önce yaşamış ve yaşamakta olan bi kültürle tanıştım. ne saçma di mi? sanki bi yurt dışı seyahati  anlatır gibi anlatıyorum... bi kültürle tanıştım! gök kuşağımızın (yani aur reynbov) ıskaladığım bi rengini gördüm. ilk hissettiğim şey şu oldu: "e, ama... yani! benim ailem de böyle... ben de aynı şeyi yapardım. aaaa, babam gibi konuşuyor adam!" şimdi sımsıkı sarıldım onlara, bırakmıyorun yakalarını... paçalarını... gönüllerini:)

gün oldu sabahlara kadar provalar, çekimler yaptık. Sayat ve Aral sizlere de selam, sevgi, saygı... baron Vasken ve Mari ve Bianca ve Poseidon Ailesi ve Tamar yardımlarınızı hiç unutmayacağım... hiç biri, ama hiç biri bi kez bile bana siz-biz yapmadılar ve de ben sanki bilmediğim ben'lerle tanışıp, daha da biz oldum... gönlüme yeni gönüller eklendi, gönlüm büyüdü... çat pat da olsa bi dil daha öğrendim, bi insan daha oldu içimde. daha çok küçük ama! bebek! agu falan diyor ancak! hatta "eguuuu! eguuuu!" diyor. "kim olursan ol, egu!" diyor. ahparik, tantik, dayday ve kuyrik'lerim oldu. bedgaranda rahatladım, kimine ayo dedim, bazen de vorç! ve kırk gün boyunca "Kristos hariyav i merelots" dedim önüme gelene, onlar da bana "ortniyal e harutyun Krisdosi" dediler. onlar da benim kandilimi, bayramımı kutladılar... Selamün Aleyküm diye girdim prova akşamları derneğin kapısından, Aleyküm Selam" dediler bana. gece yarıları dernekten ayrılırken "kişer pari" deyince, "luys pari" dediler gülümseyerek. sabahları "pari luys"'la karşıladık birbirimizi... sadece dernekten de değil tabii ki... PariYazarlar'da ve PariRadyo'da tanıdığım Kınar ve Anuş halalarım (Kınar halayı önce yazdım diye Anuş hala kızmaz inşallah), İlya yoldaşım, Manuel, Mari Akbaş, Lutfik, Garbis gibi adını yazamadığım yüzlerce dostum oldu...

ulan Sayat! bi çoğunu yanlış yazdım diye "ulan Dacik TamTam! hem bilmezsin, hem de ahkam kesersin" diye söylenmiyorsun di mi arkamdan! biliyor musun bu yazıyı iki günde yazabildim. nasıl, hızlanmış mıyım?
dernek pikniğinde voleybol oynarken dibimden ayrılmayan, lavabonun yerini ararken elimi sıkı sıkı tutup bana rehberlik eden tatlı Eliz, seni hiç ama hiç unutmayacağım... elinin sıcaklığı hala ellerimde! bin yıldır bekliyormuş ellerimiz kavuşmak için... sanırım o yüzden, oradan ayrılana kadar hiç bırakmadık ellerimizi... bu arada takımımdaki ve rakip takımdaki arkadaşlarıma da yürek dolusu sevgilerimi yolluyorum! siz Mirella'ya bakmayın kızlar! ben daha TamTam dayday olacak yaşta değilim, siz bana TamTam ahparik hatta boşverin, sadece TamTam deyin, olur mu?:))
Vahriç abi, çok özür dilerim. hala her boş kaldığım anda, fal bakıyorum ayfonumda:)
Ardaş abi; Antuanet kuyriğime, Garen'e, Sirag'a selam söyle! merak etmesin çocuklar, uzak ara şampiyonuz bu sene!
gencecik yaşımda beni dayday yapan Mirella, nasılsın? Bianca nasıl? Beril seni çok özledi bilesin!
Nişan, Arden, Anto, Berrin, Nadya, Ari, Arda, Artin ahparik yani sevgili Varbedimiz, Kevın, minik Meline! hepinizi çok özledim...
Oryortların en güzeli Taracığım, tatil de bitiyor ve görev başlıyor di mi? Allah yardımcın olsun:)
Kevork ahparik, seni tanıdığım için öyle mutluyum ki!
Karin, adaşım Tamer, Sonya...
benim küçük kızkardeşim Kristin ve onun tatlı deli maması...
dünya iyisi Çeto ahparik, usta dövme (tatuuu) sanatçısı Garip, huzur kaynağı Talin yenge, cin gibi akıllı ve yakışıklı Kris,
bilge adam Murat ahparik, dünya tatlısı Aghavni tantiğim... sizleri çok seviyorum.
diğer kızkardeşim Yeran ve aslan CimBom'lu eniştem Sinan, özledim yahu... görüşelim bi ara!
Victor tantiğime, Aslan ahpariğime ve Sinan'ın mamasına da parev!
Diko! kan kardeşim! sivri dilli, Yunus Emre gönüllü kardeşim! doğum günün kutlu mutlu olsun...
Selin Tüysüz! yeteneksiz, çirkin, egosu tavan yapmış kapris kraliçesi:))) beni bu oyuna alet ettiğin için sonsuz teşekkürler sana! bi gün seni layık olduğun yerlerde göreceğime o kadar eminim ki..!
ve...
kadim dostum Nıver! benim bu insanlarla tanışmama vesile olarak bana öyle güzel bi nıver verdin ki! ömrümün sonbaharı çiçeklendi! sağ ol! var ol!

Kızınıza Talibim'de sahneye son kez çıktığım gece aklıma şu geldi:
"ulan TamTam; senin bu yaptığına düpedüz,
sözde Ermeni Tiyatrosuama özde, yıllardır birbirini arayan kardeşlerin buluşması"
derler...

"iki şekerli, bi sade! bana müsaade!"




    

2 yorum:

  1. Ben Facebook'tan bir şekilde okudum yazınızı. Ellerinize sağlık. O kadar güzel anlatmışsınız ki...

    YanıtlaSil
  2. On numara adamsin tamtam :) iyiki varsin

    YanıtlaSil