29 Ekim 2015 Perşembe

ateizmin katlanılmaz yavanlığı...

zordur ateist olmak. tatsız tuzsuz, keçiboynuzu gibi bi şeydir. yavandır bildiğin. heyecan yok, hayran kalacağın bi efsane ya da mucize yok! bütün hikayesi inanmamak üzerine kurulmuş bi şeye inanmak gibi çelişkili ve karmaşık bi düşünce biçimidir. ne peşinden koşacağın bi havucun vardır, ne de korkup kötülüklerden geri duracağın bi sopan... yapacağı iyiliklerin burada ya da öbür tarafta ona kazandıracağı bi ödülü olmadığı gibi, pislik bi herif olsa, iki cihanda alacağı bi ceza da konmamıştır önüne ateistin. yani bi ateist iyi bi insansa, sadece iyi bi insan olduğu içindir. bundan elde edeceği en büyük kazanç olsa olsa vicdani rahatlıktır. hesap vereceği en manevi makam aynada gördüğü kendi suratının yansımasıdır. çalmıyorsa çalmıyordur mesela. sadece bunun iyi bi şey olmadığını düşünür ve ölünce en iyi ihtimalle "ulan ne keriz bi adamdı bizimki, eline ne fırsatlar geçti de hiç birini değerlendiremedi dangalak" derler. "iyi bilirdiiiiik!", "helaaaaal olsun!" gibi nidalarla değil de, "ulan bunun cenaze namazı da kılınmaz aslında ama neyse..."lerle gider son yolculuğuna. ha bi de, onun gibi bi kaç ateist alkışlar deli gibi cami avlusunun bi köşesinde. azıcık militan bi kişilikse, "....'lar ölmez!"ler duyulur inceden. huriler, kevser şaraplarından ırmaklar, sonsuz gençlik ve tükenmeyen iktidar gibi nimetleri rüyasında bile göremez ateist kişi. yalnızdır ateist. kıçı sıkışınca el açıp yalvaracağı, yardım dileyeceği kimi kimsesi yoktur. kendi işini kendi görür genelde. yani en azından ben bu yaşıma kadar, "ateist bilmem kim, ateist bürokrat dayısının oğlunun görümcesi sayesinde vergi dairesinde işe girmiş..." ya da "ateist müteahhit, ateist belediye başkanı bilmem ne'yi 'görüp' kapatmış güzelim araziyi oğlum..." gibi şeyler hiç duymadım. ot gibi yaşar bu yalnız ateistler. nabızlarını ölç, sanırsın herif ölmüş. zerre aksiyon yoktur hayatlarında. evden işe, işten eve derler ya, tam o hesap. doğarlar, büyürler, okurlar, askere giderler, iş güç sahibi olurlar, vergilerini öderler, elektriği suyu doğal gazı para verip alırlar ve geldikleri gibi cıscıbıl giderler... yine ben bu yaşıma kadar, "sekiz katlı gecekondusu belediye tarafından yıkılmak istenen atesit, bi elinde Küba bayrağı, bi elinde J.P.Sartre'ın Varoluşçuluk'u binanın çatısında kendini yakmak istedi" şeklinde bi haber hiç ama hiç okumadım. evi olan en fazla sahtekar bi uyanık tarafından kazıklana kazıklana aldığı kıçı kırık toplu konut sitesinde, olmayan da karı koca çalışıp kirasını ve faturalarını zar zor ödedikleri apartman dairesinde yaşarlar. masrafı da çoktur bu ateist kişinin. her gün gazete alır, illa bi kaç sanat sepet dergisi takip eder, konserdi sergiydi elindekini avucundakini saçar savurur. okuduğu kitabı korsan tezgahından değil, diiienar'dan alır, bandrollü olacak ya... genellikle gözleri bozuktur. neden? tabii ki çok okumaktan. karaciğer de iflasın eşiğindedir. o neden? Allah'tan korkmaz, her akşam ziftlenir de o yüzden. takım tutar, küfür etmez. araba kullanır emniyet şeridine girmez. ağaç sever, hayvan sever, kurban kesmez. gider durumu olmayan bi ailenin çocuğunun okumasına yardım eder. bu ateistten patron olsa, işçisinin hakkını yemez, işçi olsa mesai arkadaşının kuyusunu kazmaz. dedikodu yapmaz, iki satır muhabbet edemezsin. fal baktırmaz, kurşun döktürmez. Allah korusun hani şu "10 kişiyle paylaş, paylaşmazsan ebenin..." diye mesajlar var ya, ondan atsan bi tane bu ateiste, paylaşmaz bi de üstüne üstlük mesajı siler.

saysam sayacak bi ton şey var aslında. ama bu kadarı bile ateist olmanın katlanılmaz yavanlığını anlatmaya yeter de artar bile!

oysa öbür tarafta ateist olmayan insan öyle mi?
on parmağında on marifet, o da yetmedi ne sihirdir ne keramet huyları var...
sadece kendine mi, yedi sülalesine faydası var.
cambazı, hokkabazı, daha bunun bi de fetbazı var.
şeytana pabucunu ters giydireni var.
e canım n'oolcak ki, o kadar kusur kadı kızında da var...

29.10.2015 

12 Ekim 2015 Pazartesi

bağnazlığın dayanılmaz hafifliği...

kuş gibidir bağnaz. kuş bile ağır, kuş tüyü gibidir. hatta annemin bi lafı vardır çok severim, eskiler bilir; "dünya sikinde, ahiret taşağında". o kadar gamsızdır. ona dokunmadan yaşayan binlerce yılan besler koynunda... onun "ama"ları, "fakat"ları vardır. "iyi de..." diye başlar cümleleri ve "madem öyle işte böyle!"lerle biter. çorum'u, maraş'ı, sivas'ı mezheple açıklar. ölenler zaten yaşamasa da olur onun için. kürt ölür sevinir, ermeni ölür övünür... ondan olmayan kim ölürse ellerini ovuşturur. suruç'u beğenmez, "daha fazlası ölseydi" diye. ankara'daki kahpeliğe provakasyonu yapıştırır, sıvışır. ölümleri kınarken riyakar, sorumlu ararken düzenbaz, hesap verirken yalancıdır. kendi doğrusu vardır desen, "doğrunun" ne olduğunu bildiği bile şüphelidir derim. onun için doğru yoktur, çapsız beynine kazınan dogması vardır. sıkı sıkı sarılır, her olayı dogmasıyla anlar, anlatır. renksizdir bağnaz. korkar renklerden. içi boş koca kafası karışır renkler yüzünden. en çok korktuğu renk beyazdır. aydınlığın, çağdaşlığın, bilimin, aklın beyazından deli gibi korkar. karanlık yuvasıdır onun. oh ne güzeldir karanlık. ne görür, ne görünür... görmedikçe mutlu olur, görünmedikçe bağnazlığına devam eder sere serpe. makamları, koltukları, yetkileri, gücü, sıkı sıkı sarıldığı karanlık vermiştir ona. iğne ucu kadar ışığa bile tahammülü yoktur o yüzden. bağnazın patronu emek sömürür. siyasetçisi kan emer. sanattan nefret eder. yeteneksizliğinin hıncını alır, cahil öfkesini sanata sanatçıya saldırarak yatıştırır. kırar döker, asar keser sanatı... tükürür bi de! eğlenmez bağnaz, gülmez bile! meymenetsiz suratı midesi yanmadıkça milim kırışmaz. anatomik olarak tıpkı bir insana benzer, ama eylemleri ve söylemlerine bakarsanız tanımsız bir yaşam biçimidir. aklı, vicdanı, haysiyeti olmayan bir tür yaratık denebilir ancak. kötüdür bağnaz, mutlak kötüdür ve asıl kahrolası gerçek, bağnaz bu kötülüğüyle övünür, onu kucaklar...

sağda solda aranmaz bağnaz. dört bir yanımızdadır.
bağnazlık fikirde, inançta değil, kafanın içindedir.
hep ağzı dolu, beyni boştur bağnazın.
içini boşalttığı her şeyi gözümüze gözümüze sokar.
dayılanır, diklenir...
değerli her şeyi kullanır, sömürür, paçavraya çevirir!
en tehlikeli bağnaz, kapağını açmadığı kitapları elinden düşürmeyendir.
kimi zaman kutsal kitabı tutar, kimi zaman "das kapital"i...

12.10.2015