yalnızım anne! her gece içimde bi adam öldürüyorum! bütün gün yutkunamadığım bi yumru gibi boğazımda dolaştırıyorum onu ve akşam çökünce başlıyor savaş! o ölene kadar gözüme uyku girmiyor. çırpındıkça sıkıyorum gırtlağını. hırıltılar içinde ve yuvalarından fırlamış gözleriyle yalvarıyor adam "yapma!" diye. ben dinlemiyorum onu. manyak mıdır nedir? ertesi sabah gene canlanıyor. seviyor, umut ediyor, direniyor... yoruyor beni anne, çok yoruyor! bütün gün onu içimde yaşatmak ve gece çullanınca üstüme, onu öldürmeye çalışmak çok ağır geliyor artık!
yalnızım anne! mahşer yeri gibi kalabalıklar içindeyim ve yapayalnızım! çığlık çığlığa bağırıyorum! çiğerlerim sökülürcesine bağırıyorum. sesimi duyan yok be anne! sesim de yok oluyor artık. korkuyorum babam gibi susmaktan, korkuyorum babam kadar susmaktan! en çok da onu anlamaktan korkuyorum!
yalnızım anne! içimde tufanlar kopuyor ve yakıp yıkıyor her bi köşemi... bu tufanlar yüzünden zaten, hep bi liman aramaz mı insan... iki satır dinlenip soluklanacağı, derlenip toparlanacağı... ben de aradım be anne! ve şimdi eski bi limana bağlanmış köhne bi bizans kayığı gibiyim... son sahibim bi gece şarabı fazla kaçırıp işemişti orta yerime! o yüzden leş gibi kokuyorum... sallanıp duruyorum yosun tutmuş taşlara çarpa çarpa! her gün biraz daha kopuyor beni bu limana bağlayan halat! ilmek ilmek, lime lime kopuyor! her gün bi parçasını daha fırlatıyorum denizin ortasına... martılara simit atar gibi... kopardıklarımla, yitirdiklerimle, yüzüstü bıraktıklarımla ve en çok vazgeçtiklerimle besliyorum bu canavarı. doymuyor anne! her gün benden yeni kurbanlar istiyor. tükendim be anne! verecek hiç bi şeyim kalmadı... arkama dönüp bi şey kaldı mı diye bakamıyorum artık!
yalnızım anne! sığdırabildiğim kadar yürek sığdırdım içime. gün olur biri tutar elimi diye! ne en baş köşesine koyduğum yüreğimin, ne de yüreğimden koparıp başka bi yürek yaptığım... tutmadı hiç biri be anne! artık gidiyorum! kimsenin umursamadığı acılarımı, aşkımı, kuru kalabalık yüreğimi ve ortalığa döküp saçtığım her şeyimi yakıp Nemrut'un tepesinde... Nuh'a inat hiç bi şeyi almadan yanıma, hiç bi yere gidiyorum! hiç bi mekana, hiç bi zamana ait değilim artık! anladım ben bu zamanların adamı olamadım... "gibi" yaşamaktan, saklanmaktan ve korkmaktan çok yoruldum anne!
yalnızım anne! nasıl zamanı geldiğinde bıraktıysam seni bi başına...
öyle yalnızım!
herkes gibi yani...
...gözünü kapatıp yatan.
uykuya ya da ölüme ne fark eder!