keşke bugün ölsem!
hiç doğmamış sayılır mıyım acaba? hatalarım günahlarım silinir mi?
afedersiniz "sıfırlanır mıyım", temizlenir miyim..?
neden olmasın?
yarın doğum günüm kutlanamaz bu durumda!
hiç doğmamış sayılırım belki de.
oooh! bankalar, alacaklılar, bedaş'ı, igdaş'ı, iski'si, adı aklıma gelmeyen bi sürüsü, bana uyuz olup kızanlar, gördüğü yerde kafamı gözümü kırmak isteyenler sap gibi kalırlar ortalık yerde...
yok be olmasın!
arkamdan üzülecek birileri de olur iyi kötü...
çok sakat bi durum bu yahu!
iki ucu pis bi değnek misali.
ama bi ucu öbüründen daha pis bi değnek!
çünkü yaşadıkça, yani dünyada kalmaya devam ettikçe başta kendimi olmak üzere, giderek daha fazla insanı üzüyorum, kırıp döküyorum. anladım ki olmadı bu hayat! bi şans daha verilirse, elbette tekrar dener,
daha iyisini yapmaya çalışırım, ama bu seferki olmadı.
üzgünüm!
pişmanım da!
yaptıklarım, yapmadıklarım ve dahi yapamadıklarım her geçen gün daha çok sıkmaya başlıyor canımı. sanki içinde bulunduğum dört duvar her geçen saniye santim santim geliyor üstüme doğru. pek yakında bu duvarların arasında ezilip, yok olup gideceğim. derler ya "yiğitlik bende kalsın", bu duvarlar ezmeden beni ben müsaade isteyip çekileyim sahneden. yenilgiyi kabul etmek de bi erdem değil midir? erdemdir!
ah be Eylülüm, sen ne güzel bi cevap verirsin bu soruya kim bilir? eeee, ne de olsa filozofsun canım kızım!
"önemli olan katılmaktı, kazanıp kazanmamak dert değil" salaklığında yaşayıp şu koca ömrü,
şimdi pes etmek de pek yakıştı bana doğrusu! elime sağlık!
kafam kocaman oldu, dünya kadar büyük hatta! içi bomboş, boş!
28.01.2015