...neler neler söyleyecektim. 10 Aralık Salı gecesi heyecanımı yenip konuşabilseydim acayip bi konuşma hazırlamıştım. diyecektim ki;
İyi akşamlar! öncelikle hemen bir yanlışlığı düzeltmek isterim. Ben Emin Gürsoy değilim. Kendisine benzetilmekten gurur duyarım ama haddim olmadan bir karışıklığa sebep olmak istemem. Buradan dizi setinde çalıştığı için aramızda olamayan Emin Gürsoy Abime saygı ve sevgilerimi arz ederim. Peki bu durumda ben kimim? TamTam benim adım. Tamer'in kısaltılmışı, farkındayım 6 harf ama, Tamer'den daha hızlı söyleniyor, Taner'le net bir şekilde ayrışıyor :) Genellikle TamTam denmesinden hoşlanırım. Bando Medya A.Ş.'nin kurucu ortağıyım. Bu akşam buraya tıpkı benim gibi kurucu ortağımız olan Murat Erdağı'nın yapımcısı olduğu Dilsiz filmine verilecek ödülü vekaleten almak için geldim. Gelirken de yolda düşündüm, "İnovasyon ne ki? Dilsiz'e İnovasyon ve Başarı Ödülü niye verdiler acaba?" diye. Biraz zor düşüyor benim jeton, paraşütlü de :) Ama buldum, Dilsiz'in kendisi tam bir inovasyon projesiydi ve tam da kendisine pek yakışan bir ödül alacaktı. Murat Erdağı'nın verdiği bu görevi gururla kabul ettim. Evet yönetmeninden setçisine, yapımcısından stajyerine, oyuncusundan kurgucusuna bütün emekçiler tam bir inovasyon projesi yaptık. Bu topraklarda adeta üzerlerine ölü toprağı serilmiş binlerce yıllık bir kültürün en görkemli kollarından birini konu alan bir film yaptık. Popülerin vıcık vıcık cirit attığı, vasatın artık neredeyse üstümüzde tepindiği (Tolga Karaçelik'in kulakları çınlasın, ondan kaptım ve uyarladım biraz ama bayıldım "Vasatın Tahakkümü"ne), her şeyin bi çırpıda yapılıp, loop diye yutulduğu, üç5 günde unutulduğu bir dünyada kadim bir sanattan, bizi biz yapan en büyük değerlerden biri olan usta - kalfa - çırak ilişkisinden, liyakatten, bedenden önce gönülde alevlenen aşktan bahseden bir film yaptık. Bu projede çalışan bütün emekçiler birbirlerine usta - kalfa - çırak hiyerarşisiyle bağlı olarak çalıştılar. Yaptıkları işe gönülden aşık olanlarla çalışıldı bütün proje boyunca. "Nesi yeni bunun kardeşim, binlerce yıllık yeni nasıl oluyor?" dediğinizi duyar gibiyim.
Maalesef yenilik Dilsiz'in ta kendisi. Çünkü sırtımızı dayadığımız bu değerler, hat sanatı başta olmak üzere unutturulan, teknolojiye, gösterişe, şamataya kurban edilen kadim sanatlarımız, kültürümüz, toplumsal özelliklerimiz, renklerimiz anlatıldığında, hatırlatıldığında toplumun büyük çoğunluğu yeni bir şey olarak algılıyor. O kadar yabancılar ki bunlara, daha doğrusu kendilerine. Kim Milyoner Olmak İstiyor yarışmasını izleyin, ne demek istediğimi anlayacağınızdan eminim.
Uzun lafın kısası, yahu Allahaşkına; ha bire "biz binlerce yıllık bir tarihin, kültürün üzerinde oturuyoruz!" diye böbürlenip duruyoruz. Yeter yahu, otur otur sıkılmadık mı? Haydi kalkalım artık, geç oldu. Bu saatten sonra vesait de bulunmaz :) Elalem uzayı arşınlıyor, biz bu topraklardan dünyayı sallayacak bir hikaye çıkaramıyoruz. Hamasetten, laf sokmaktan, rövanş hırsından, kolaya kaçmaktan kurtulup, pas vermiyoruz. Paylaşamıyoruz, hepsini geçtim mutlu olamıyoruz. Ben Dilsiz'in, Küçük Şeyler'in, bağımsız sinemanın, Shenema'nın, Anadolu'daki şehir festivallerinin ve bizi biz yapan değerlere sımsıkı sarılıp, günümüz teknolojisini ve üzerine oturduğumuz (bak gene dedi yaaa!) binlerce yıllık kültürü harmanlayıp üretenlerin, bu üretilen eserlere hak ettiği değeri verenlerin başaracağına inanıyorum. İnovasyonun kralını yapacaklar!
Bu ödülü bu vesileyle aslını unutmayan yenilikçilerin adına alıyorum...
Diyemedim.
Çok heyecanlandım, ben Emin Gürsoy değilim bile diyemedim :(
ne yapayım yahu, haftada bir sahneye çıkıp ödül almıyorum ki...
11.12.2019