7 Temmuz 2012 Cumartesi

anlamadın di mi?




sen hiç; ay ışığında dans eden bi su perisini, gözlerini bi kez bile açmadan ve hiç bıkmadan seyrettin mi güneş doğana kadar?
içine yavaş yavaş akan zehrine aldırmadan, bi deniz kızına aşık oldun mu? hani bilirsin; söylediği şarkı seni ölüme götürür ve dünyanın en mutlu adamı olarak karanlık sulara gömülürken elinden hiç bi şey gelmez!
bi şarkı vardır da, deli gibi dinlersin, ezberlersin ve bi yerden sonra kulağın değil, bütün hücrelerinle duymaya başlarsın... o sadece bi şarkı değildir artık, içinde boğulduğun o karanlık kuyunun yosunlu duvarlarında çınlayan sessizliğin ta kendisidir... hiç öyle bi şarkın oldu mu senin?  köpek gibi korktuğun oldu mu? ama öyle karanlıktan korkar gibi değil! günün ta en başında, güneşin çığlık çığlığa doğduğu, en ışıklı sabahlarda, ölümden korkar gibi korktuğun oldu mu?
karanlıkta göz kırptın mı hiç peki? kimse görmesin diye değil, birileri görsün diye çırpınıp, "...gördüler mi?" diye utandığın oldu mu?
yandın mı hiç? ama kibrit çakıp, benzin döküp, "alayınızın amk!" yanması değil... "ben yandım, siz yanmayın!" dercesine yandın mı? alev alev çekip gittin mi? hayallerini, gözyaşlarını, utançlarını ve o kötürüm aşkını vurup sırtına, "hadi eyvallah!" bile demeden gittin mi hiç?
en "genç" fidanın kırıldı mı? en "bahar" dalın, yaprak döktü mü?
rezil oldun mu, en gururlu anında ve en şövalye ruhunla? yüzüne tükürdüler mi senin? "hadi oradan be"lerle ya da "anlasana ulan kazma"larla yüzleştin mi ve oyuncak ettin mi kendini? kaçtın mı oğlum? kendinden ve kendinden bile fazla değer verdiğin Leyla'yı, çölün ortasında bırakıp... salya sümük ağlayıp... ardına bakıp bakıp, "dur gitme!" derler mi salaklığı ceplerinde, "bi daha yüzüne nasıl bakarım"larla bir olup, sattın mı ulan aşkını?
uydun mu ulan genele? "hah! adam gibi adam" payesini göğsüne nişan diye takıp, uyudun mu hiç bi şey olmamış gibi? ağladığın geceleri bi çırpıda unuttuğunda, o anlamsız gülümseme gelip çöktü mü sakallı suratına? "ne anlamsız bi ifade ulan bu" diye baktın mı aynadaki geri zekalıya?
senin insanlığını sevip, sıfatına "höst"ü vurdular mı kardeşim? çevirdin mi öbür yanağını İsa gibi?
hiç öldün mü ulan sen? bi gülüşle dirilip, bi dal cigarayla öldün mü hiç? ölmek bile kurtuluş olmuşken inatla yaşayıp ve yaşamanın bütün anlamlarını inkar edip, soludun mu ulan bu pis havayı? yakalandın mı hiç soğuk gecelerin bomboş sokaklarında? yanında yürürken aslında hiç bi yere gitmediğini bile bile, bitmesin şu yol diye dua ettin mi ve yol bitince dinine kitabına sövdün mü bu kahpe dünyanın? ve kustun mu bağıra çağıra, ağlaya ağlaya..? kustun mu ulan içindeki yılanı ve döktün mü yüreğine katran karası susmaları! o öldüren susmalar içinde boğazın yanarken ve gözlerin dolu... ağladın mı ulan karı gibi?
haykırmadın di mi? ağzını bıçak açmadı ve attın içine sinsice di mi..? için paramparça ve kan revan, ulan şerefsiz dostluğun bile yalan!
doğmuşsun o belli!
ama, yaşadın mı ulan sen? 

oğlum!
sana diyorum!

sen hiç sabaha kadar Ahmet Kaya dinledin mi?
anlamadın di mi? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder