bugün ilk günü uğurladık... gece çöktü! soğuk ve yabancı... sanki gündüz öyle değildi. en sıcak zamanı yılda iki ay, o iki ayda sıcaklık da alt tarafı yirmi iki derece. şehir dümdüz, ama monoton asla değil! tabii ki binalar eski ve bakımlı. ulaşım inanılmaz rahat. yollar yetmemiş gibi, şehrin içine kanallar yapıp teknelerle geziyo, hatta teknelerde yaşıyolar! hacı hacıyı Mekke'de, bizimkiler bizi dakkada buluyolar. daha doğrusu biz onları buluyoz. duruşundan, gelişinden, bakışından anlıyosun elemanın yurdum insanı olduğunu... zaten eller cepte, bi bacak diğerinden açık, boyalı kundura ve beyaz çorap daha başka ne anlatır ki insana...
farklıyız adamlardan, bu çok net! trene bindik dün gece, bilet aldık öncesinde fakat ne bakan ne soran var. yani almasan da olur. ama istisnasız herkes alıyo ve bi okuyucu var ona tutuyo. biz de öyle yaptık, yapmasak ayıp olacak diye düşündük. asıl macera bilet alışımız. bi sürü gişe var, kimi açık kimi kapalı. açık olanların bi tanesinin önünde uzun bi kuyruk var. diğerlerinde tek tük insanlar. biz sağa sola bakınıp, "ulan nasıl alıcaz bu bileti?" diye söylenirken, aynı uçakta geldiğimiz bi toraman; "abi şu en kalabalık olan gişeye gidin. memur bizden, Türkçe konuşuyo" dedi. o an bizi görecektiniz, çocuklar gibi sevindik! kurtulmuştuk işte! hem bilet aldık, hem adres sorduk. ah ulan gurbetlik, gözün çıksın be!
"ottur günahı yoktur" lafını eminim bi AMsterdam'lı söylemiş ilk kez... Bob Marley tanrı gibi burda ve herkesi günahlarından arındırıp öyle göçmüş sonsuzluğa galiba! her yerde onun izine rastlamak mümkün... izine derken, kokusuna demek lazım... kardeşim her şeyini yapmışsınız (lolipop dahil) anladık da, tohumu da satılır mı yahu! bildiğin lale soğanı satar gibi satıyolar... bütün şehir kafa bi dünya geziyo gibi. hatta "HeadShop" diye bi dükkan bile gördük... bi de hani şu "şirinler" var ya, mantar evlerden yapılmış bi köyde yaşıyolarmış da, iyi insan olursan bi gün sen de onların yaşadığı köyü bulabilirmişsin de, falan filan... ulan galiba biz çok iyi insanlarmışız, oğlum biz o köyü bulduk burda! aslında şirinleri göremedik ama, kesin köyleri burda... anladın sen onu :) ot bulmakta sıkıntı yok da, sanırım kağıt bulmak problem... homlıs kılıklı adamlar ikide bir, "hev yu gat peypır?" diye yolunu kesiyo... ama adamların dilencisi bile medeni. yok diyosun, ısrar etmiyo. hiç birinin elinde öyle küçük İncil, Ayin Hocası, selpak mendil falan da yok. delikanlı gibi kağıt istiyo eleman. tütünün, kağıdın, filtrenin hiç görmediğimiz kadar çok çeşidi var!
a-ha! yağmur başladı... bi de böyle bi durum var. otomatik çim sulama sistemi gibi bi anda yağmur yağıyo ve sessiz sedasız diniyo... bi gök gürlesin, şimşek çaksın... yok öyle bi şey! yağmurları da medeni heriflerin anlıycaanız. zırt pırt yağmur yağıyo, sonra azıcık güneş açıyo, ama o da kararında! pişirmiyo adamı yani... yağmur yağınca da, güneş çıkınca da trafik hiç değişmiyo... ulan adamın canı sıkılır burda yaaaa!
tramvay, otobüs geç kalmıyo! kimse kimseye laf atmıyo! kimi öpüşüyo, kimi show yapıyo meydanda (dam sukuer) ve millet toplanıp seyrediyo. elemanın gösterisi bitince bi şapka tutup elinde para topluyo. ama mesela gösteri sırasında kimsenin parası cüzdanı çalınmıyo..! hatta bu sabah fıstık gibi bi hatun fuarın orda, yere yatmış cimlastik yapıyodu... valla bak! ha bi de, hep kızlı erkekli bisiklete biniyolar, bira falan içiyolar... ama dedim ya medeni insanlar diye... parklarda oturuyolar da, hep tuvalete gidip sıçıyolar. hiç parka sıçan görmedik! yalnız bi şey tuhafımıza gitti, oğlum ret layt diskirit'i kilisenin dibine yapmış bunlar beee! olur mu kardeşim, yapılır mı yaaa! rahibi var, rahibesi var! hiç mi tahrik olmuyosunuz yahu! yazıktır, günahtır! biz çok kınadık bunu, bizden söylemesi... ama belli ki şöyle adam gibi bi iktidarları yok bunların aga! hatta koskoca memleket iktidarsız gibi... bi çok kez polis gördük mesela, hadi patron neyse de, beni bile bi kez çevirip kimlik falan sormadılar! azıcık gevşek bunların emniyeti, hükümeti galiba!
ilk gün böyle... özetle, hepsi kafa bi dünya, bisiklete binip ha babam geziyolar... yokuş yok memlekette! kimse kimseye yokuş yapmıyo yani... her şey saat gibi tıkır tıkır çalışıyo. herkez gülüyo kibar kibar... "sori" diyolar, "hev e nays dey" diyolar... bi rahatlık, bi sakinlik... korna sesi yok, bırak korna sesini yüksek sesle konuşan yok! çok tuhaf geliyo insana...
"ottur günahı yoktur" lafını eminim bi AMsterdam'lı söylemiş ilk kez... Bob Marley tanrı gibi burda ve herkesi günahlarından arındırıp öyle göçmüş sonsuzluğa galiba! her yerde onun izine rastlamak mümkün... izine derken, kokusuna demek lazım... kardeşim her şeyini yapmışsınız (lolipop dahil) anladık da, tohumu da satılır mı yahu! bildiğin lale soğanı satar gibi satıyolar... bütün şehir kafa bi dünya geziyo gibi. hatta "HeadShop" diye bi dükkan bile gördük... bi de hani şu "şirinler" var ya, mantar evlerden yapılmış bi köyde yaşıyolarmış da, iyi insan olursan bi gün sen de onların yaşadığı köyü bulabilirmişsin de, falan filan... ulan galiba biz çok iyi insanlarmışız, oğlum biz o köyü bulduk burda! aslında şirinleri göremedik ama, kesin köyleri burda... anladın sen onu :) ot bulmakta sıkıntı yok da, sanırım kağıt bulmak problem... homlıs kılıklı adamlar ikide bir, "hev yu gat peypır?" diye yolunu kesiyo... ama adamların dilencisi bile medeni. yok diyosun, ısrar etmiyo. hiç birinin elinde öyle küçük İncil, Ayin Hocası, selpak mendil falan da yok. delikanlı gibi kağıt istiyo eleman. tütünün, kağıdın, filtrenin hiç görmediğimiz kadar çok çeşidi var!
a-ha! yağmur başladı... bi de böyle bi durum var. otomatik çim sulama sistemi gibi bi anda yağmur yağıyo ve sessiz sedasız diniyo... bi gök gürlesin, şimşek çaksın... yok öyle bi şey! yağmurları da medeni heriflerin anlıycaanız. zırt pırt yağmur yağıyo, sonra azıcık güneş açıyo, ama o da kararında! pişirmiyo adamı yani... yağmur yağınca da, güneş çıkınca da trafik hiç değişmiyo... ulan adamın canı sıkılır burda yaaaa!
tramvay, otobüs geç kalmıyo! kimse kimseye laf atmıyo! kimi öpüşüyo, kimi show yapıyo meydanda (dam sukuer) ve millet toplanıp seyrediyo. elemanın gösterisi bitince bi şapka tutup elinde para topluyo. ama mesela gösteri sırasında kimsenin parası cüzdanı çalınmıyo..! hatta bu sabah fıstık gibi bi hatun fuarın orda, yere yatmış cimlastik yapıyodu... valla bak! ha bi de, hep kızlı erkekli bisiklete biniyolar, bira falan içiyolar... ama dedim ya medeni insanlar diye... parklarda oturuyolar da, hep tuvalete gidip sıçıyolar. hiç parka sıçan görmedik! yalnız bi şey tuhafımıza gitti, oğlum ret layt diskirit'i kilisenin dibine yapmış bunlar beee! olur mu kardeşim, yapılır mı yaaa! rahibi var, rahibesi var! hiç mi tahrik olmuyosunuz yahu! yazıktır, günahtır! biz çok kınadık bunu, bizden söylemesi... ama belli ki şöyle adam gibi bi iktidarları yok bunların aga! hatta koskoca memleket iktidarsız gibi... bi çok kez polis gördük mesela, hadi patron neyse de, beni bile bi kez çevirip kimlik falan sormadılar! azıcık gevşek bunların emniyeti, hükümeti galiba!
ilk gün böyle... özetle, hepsi kafa bi dünya, bisiklete binip ha babam geziyolar... yokuş yok memlekette! kimse kimseye yokuş yapmıyo yani... her şey saat gibi tıkır tıkır çalışıyo. herkez gülüyo kibar kibar... "sori" diyolar, "hev e nays dey" diyolar... bi rahatlık, bi sakinlik... korna sesi yok, bırak korna sesini yüksek sesle konuşan yok! çok tuhaf geliyo insana...
ama anladık biz, hepsi ottan! Bob Marley zehirlemiş bunları zamanında...
13.09.2013
Hiciv ustası seni... Süper olmuş. Sen niye bunca zamandır, oturup dururdun? Gez, gez yaz...
YanıtlaSilGülçin